ABD, İsrail ve İran arasındaki gerilim, uzun süredir devam eden bir “gölge savaş” ve tıkalı diplomasi sürecinin ortasında kritik bir noktaya ulaşmış durumda. Özellikle İran’ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri ekseninde yoğunlaşan kriz, her an doğrudan bir çatışmaya dönüşme potansiyeli taşıyor. Mevcut durum, tarafların birbirine karşı uyguladığı askeri, ekonomik ve siber operasyonlarla karakterize edilirken, uluslararası toplum ise tırmanışı önlemeye yönelik diplomatik çabaların başarısızlığıyla karşı karşıya.
Son dönemde yaşanan olaylar, bu hassas dengenin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Tahran’ın, Irak’ın Erbil kentine yönelik gerçekleştirdiği füze saldırısı ve İsrail’in İran’ın nükleer tesislerine yönelik sabotaj iddiaları, tansiyonu yükselten temel faktörler arasında yer alıyor. ABD’nin bir yandan diplomatik çözüm arayışını sürdürmesi, diğer yandan ise İsrail’in güvenliğine verdiği sarsılmaz destek ve İran’a yönelik “tüm seçeneklerin masada olduğu” uyarısı, bölgedeki belirsizliği artırıyor.
Ne Oldu? Erbil Saldırısı ve Gölge Savaş
13 Mart’ta İran Devrim Muhafızları (IRGC), Irak’ın Erbil kentindeki ABD Konsolosluğu yakınlarına ve bazı konutlara füzeler fırlattı. İran, bu saldırının İsrail’in Kuzey Irak’taki “stratejik merkezlerini” hedef aldığını iddia etti. Bu olay, ABD ve İsrail tarafından sert bir şekilde kınanırken, İran ile bölgedeki diğer aktörler arasındaki gerilimi daha da tırmandırdı.
- İran’ın İddiaları: Erbil’deki hedefin İsrail istihbaratıyla bağlantılı olduğu savunuldu.
- ABD’nin Tepkisi: ABD, saldırıyı kınadı ve İran’ı bölgesel istikrarsızlığa katkıda bulunmakla suçladı.
- “Gölge Savaş”ın Derinleşmesi: Bu olay, İsrail ve İran arasındaki siber saldırılar, suikastler ve sabotaj eylemleri şeklinde yıllardır devam eden “gölge savaşın” açık bir cepheye taşındığının işareti olarak yorumlandı.
Kimler Etkileniyor? Başlıca Aktörler ve Pozisyonları
ABD’nin Rolü ve Tutumu
ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, bir yandan İran ile nükleer anlaşmayı (JCPOA) canlandırmaya çalışırken, diğer yandan da İsrail’in güvenliğini garanti altına alma sözünü sürdürüyor. Biden, İran’ın nükleer silah elde etmesini engellemek için “gerekirse güç kullanma” da dahil olmak üzere “tüm seçeneklerin masada olduğunu” belirtmişti. Ancak öncelik, diplomasiye ve yaptırımlara veriliyor.
- Diplomatik Çabalar: Viyana’da durma noktasına gelen nükleer müzakerelerin yeniden canlandırılması.
- Yaptırımlar: İran ekonomisi üzerindeki baskının sürdürülmesi.
- İsrail Desteği: İsrail’in İran’a karşı askeri gücünü kullanma hakkına koşulsuz destek.
İsrail’in Endişeleri ve Hamleleri
İsrail, İran’ı varoluşsal bir tehdit olarak görüyor ve nükleer programının askeri amaçlı olduğuna inanıyor. Dönemin İsrail Başbakanı Naftali Bennett, nükleer anlaşmanın İran’ı durdurmakta yetersiz kalacağını ve İsrail’in kendi güvenliğini korumak için “her zaman hareket etme özgürlüğüne” sahip olacağını vurgulamıştı. İsrail, İran’ın nükleer tesislerine yönelik siber saldırılar ve bilim insanlarına yönelik suikastlerle, “gölge savaşın” en aktif taraflarından biri.
- Nükleer Anlaşmaya Karşı Durum: JCPOA’nın İran’a yeterince sert davranmadığı ve bölgeyi güvence altına almadığı görüşü.
- Askeri Seçenek Vurgusu: İran’ın nükleer kapasitesini durdurmak için askeri bir operasyon olasılığını açık tutma.
İran’ın Beklentileri ve Stratejisi
İran ise nükleer programının barışçıl amaçlı olduğunu savunuyor ve üzerindeki tüm yaptırımların kaldırılmasını talep ediyor. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Viyana müzakerelerinin devam etmesini istediklerini, ancak Batılı ülkelerden “gerçekçi kararlar” beklediklerini belirtmişti. İran, bölgedeki nüfuzunu artırmaya ve ABD ile İsrail’in baskısına direnmeye devam ediyor.
- Yaptırımların Kaldırılması: Ekonomi üzerindeki baskının hafifletilmesi temel öncelik.
- Bölgesel Etki: Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen gibi ülkelerdeki vekil güçleri aracılığıyla stratejik konumunu güçlendirme.
Neden Şimdi? Diplomatik Çıkmazın Rolü
Gerilimin bu denli tırmanmasında, Viyana’daki nükleer müzakerelerin aylardır ilerleme kaydedememesi ve taraflar arasındaki güven eksikliği büyük rol oynuyor. Rusya-Ukrayna savaşı da uluslararası dikkatin bir kısmını bu bölgeden çekerek, İran’ın bölgedeki bazı hamlelerini daha rahat yapmasına olanak sağlamış olabilir.
Gelecek İçin Ne Bekleniyor?
ABD, İsrail ve İran arasındaki “gölge savaşın” doğrudan bir çatışmaya dönüşme riski devam ediyor. Diplomatik çözümlerin tıkanması, karşılıklı tehditler ve bölgesel provokasyonlar, bu üçlü arasındaki gerilimi daha da körüklüyor. Uluslararası toplum, olası bir tırmanışın bölgesel ve küresel sonuçlarından endişe duyarken, tansiyonu düşürecek kalıcı bir çözüm bulunması için çabalar sürüyor.
ABD-İsrail İran Savaşı’nda son durum!
ABD, İsrail ve İran arasındaki savaş riskinde son durum, tarafların doğrudan bir askeri çatışmaya girmemiş olmakla birlikte, nükleer program, bölgesel etkileşimler ve devam eden “gölge savaş” ekseninde tansiyonun son derece yüksek ve kırılgan olduğu bir dengeyi temsil etmektedir. Diplomatik çabalar durma noktasındayken, karşılıklı saldırılar ve tehditler, bölgedeki istikrarsızlığı derinleştirmektedir.