Mescid-i Aksa, 10 Ocak 2017’de kapanmasından 41 gün sonra, 20 Şubat 2017 tarihinde İsrail polisi tarafından yeniden ibadete açıldı. Kudüs’teki Müslümanların en kutsal mekanlarından biri olan caminin kapılarının tekrar açılması, Filistinliler arasında karışık duygulara yol açarken, işgal altındaki Doğu Kudüs’teki hassas durum ve caminin statüsü konusundaki temel gerilimler devam ediyor.
Kapıların açılmasıyla birlikte, camiye akın eden Filistinliler, uzun süren ayrılığın ardından ilk namazlarını eda etmek için saf tuttu. Özellikle gençler, tekbirler getirerek ve sevinç gösterileriyle bu önemli anı karşıladı. Ancak bu sevinç, İsrail’in Kudüs ve Mescid-i Aksa üzerindeki egemenlik iddialarına yönelik derin endişelerle harmanlandı.
Mescid-i Aksa Neden ve Ne Zaman Kapandı?
Neden Kapatıldı?
Mescid-i Aksa’nın 41 günlük kapatılma süreci, 10 Ocak 2017 tarihinde Mescid-i Aksa avlusunda meydana gelen bir olayla başladı. Filistinli bir genç tarafından iki İsrail askerine yönelik düzenlenen bıçaklı saldırının ardından İsrail polisi, güvenlik gerekçesiyle camiyi ibadete kapatma kararı aldı.
Ne Zaman Kapatıldı?
- Kapanış Tarihi: 10 Ocak 2017
- Açılış Tarihi: 20 Şubat 2017
- Kapalı Kaldığı Süre: 41 gün
Yeniden Açılışa İlişkin Tepkiler
Filistinlilerin Tepkileri
Mescid-i Aksa’nın tekrar ibadete açılması, Filistin halkı arasında yoğun duygusal tepkilere neden oldu. Bazı Filistinliler, Allah’a şükranlarını sunarak ve sevinçlerini dile getirerek camiye koşarken, diğerleri İsrail’in bu tür bir kapatma yetkisini kınadı. Özellikle genç Filistinliler, kapıların açılmasıyla birlikte coşkuyla camiye yöneldi.
İslami Liderlerden Sert Kınama
Yüksek İslam Konseyi Başkanı ve Kudüs ile Filistin Eski Müftüsü Şeyh İkrima Sabri, İsrail’in Mescid-i Aksa’yı kapatma ve anahtarını elinde tutma eylemini sert bir şekilde kınadı. Sabri, açıklamasında şunları vurguladı:
- “Mescid-i Aksa, İslam dinine ait bir mescittir. Mescid-i Aksa Müslümanlar için kıyamete kadar bir mescit olarak kalacaktır.”
- “İsrail’in Mescid-i Aksa üzerinde hiçbir egemenliği yoktur.”
- “Aksine Mescid-i Aksa’nın her zaman Filistinlilere ait olduğunu ve İsrail’in buradaki varlığının bir işgal olduğunu ifade etti.”
- Sabri ayrıca, caminin ibadete açılmasının, İsrail’in “sözde egemenliği” altında değil, Müslümanların kutsal hakkı olarak gerçekleştiğini belirtti.
Mescid-i Aksa’nın Stratejik Önemi
Mescid-i Aksa, Müslümanların ilk kıblesi ve İslam’ın en kutsal üç mescidinden biri olması nedeniyle büyük bir dini öneme sahiptir. İşgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa ve çevresi, İsrail-Filistin çatışmasının en hassas noktalarından birini oluşturmaktadır. Bölgedeki herhangi bir gerilim, geniş çaplı protestolara ve uluslararası tepkilere neden olma potansiyeli taşımaktadır. Yahudi yerleşimcilerin zaman zaman Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınları ve İsrail güvenlik güçlerinin aldığı tedbirler, bölgedeki tansiyonu sürekli yüksek tutmaktadır.
Caminin 41 gün sonra ibadete açılması, kısa vadede bir rahatlama sağlasa da, Kudüs’ün statüsü, Mescid-i Aksa’nın yönetimi ve Filistin topraklarındaki işgalin devam etmesi gibi temel sorunlar çözüme kavuşmadıkça bölgedeki gerilimin süreceği tahmin ediliyor.