Suriye’de kanlı iç savaşa siyasi bir çözüm arayışının önemli bir adımı olarak, ülke genelinde geniş çaplı bir ateşkes anlaşması bu gece yarısı itibarıyla yürürlüğe girdi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından açıklanan anlaşma, Suriye hükümeti ile muhalif gruplar arasında imzalanan üç belgeye dayanıyor. Türkiye ve Rusya’nın garantörlüğünde gerçekleşen bu tarihi adım, çatışmaların durdurulması ve Astana’da başlayacak barış görüşmeleri için zemin hazırlamayı hedefliyor.
Ateşkes, başta IŞİD (DAEŞ) ve Nusra Cephesi (yeni adıyla Fetih el-Şam Cephesi) olmak üzere terör örgütlerini kapsamıyor. Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’nun açıklamasına göre, anlaşma yaklaşık 60 bin muhalif savaşçıyı temsil eden gruplarla yapıldı ve uluslararası toplumun yıllardır süren çağrılarına yanıt niteliği taşıyor. Putin, bu gelişmeyi “hassas ancak önemli bir adım” olarak nitelendirirken, Rusya’nın Suriye’deki askeri varlığını azaltacağını da duyurdu.
Ateşkes Anlaşmasının Detayları
Rusya lideri Putin’in duyurduğu ve Suriye’deki mevcut durumu dönüştürmesi beklenen ateşkes anlaşması, üç temel belgeden oluşuyor:
- Kapsamlı Ateşkes Anlaşması: Suriye hükümeti ile ılımlı muhalif gruplar arasında ateşkesi tesis eden ana metin.
- Ateşkesin Gözlemlenmesine Yönelik Tedbirler: Anlaşmanın nasıl izleneceğini ve ihlaller durumunda hangi mekanizmaların devreye gireceğini belirleyen belge.
- Barış Görüşmelerine Hazırlık Deklarasyonu: Muhalif grupların siyasi çözüm sürecine katılmaya hazır olduklarını ifade eden taahhütname.
Anlaşmanın en kritik maddelerinden biri, IŞİD ve Fetih el-Şam (eski adıyla El Nusra Cephesi) gibi terör örgütlerinin ateşkesin dışında tutulması. Bu gruplara yönelik operasyonların devam edeceği vurgulanırken, çatışan diğer tüm tarafların silah bırakması ve siyasi sürece odaklanması bekleniyor.
Garantör Ülkeler ve Astana Süreci
Suriye’deki ateşkesin başarısı için Türkiye ve Rusya, garantör ülkeler olarak kritik bir rol üstleniyor. Bu iki ülke, anlaşmanın uygulanmasını denetlemek ve olası ihlalleri gidermek için koordinasyon içinde çalışacak. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Türkiye’nin arabuluculuk rolüne vurgu yaparak, bu işbirliğinin bölgedeki barış çabaları için yeni bir sayfa açtığını belirtti.
Ateşkesin bir sonraki aşaması, Kazakistan’ın başkenti Astana’da düzenlenecek olan barış görüşmeleri. Bu görüşmelerin, BM öncülüğünde Cenevre’de yürütülen siyasi süreçten bağımsız ancak onu tamamlayıcı nitelikte olması hedefleniyor. Lavrov, Astana sürecine Mısır, Suudi Arabistan, Katar ve Ürdün gibi bölgesel aktörlerin de dahil edilebileceğini ve ABD’nin Trump yönetiminin de sürece davet edileceğini ifade etti.
Rusya’nın Suriye’deki Varlığı
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ateşkesin sağlanmasının ardından Suriye’deki askeri varlıklarını azaltma talimatı verdiğini açıkladı. Ancak Rusya’nın Tartus’taki deniz üssü ile Hmeymim’deki hava üssündeki varlığını sürdüreceği belirtildi. Bu durum, Rusya’nın Suriye’deki askeri ve siyasi etkisini koruma niyetini gösteriyor.
Daha önce Şubat ve Eylül 2016’da ABD ve Rusya’nın çabalarıyla ilan edilen ateşkesler kalıcı olamamış, kısa süre içinde çökmüştü. Bu yeni anlaşmanın, Türkiye’nin aktif katılımı ve sahada daha somut adımlarla desteklenmesi, önceki girişimlerden daha farklı bir sonuç doğurma potansiyeli taşıyor. Uluslararası toplum, Suriye’de 6 yılı aşkın süredir devam eden ve yüz binlerce insanın hayatına mal olan çatışmaları sona erdirecek siyasi bir çözüme ulaşılması konusunda umutlu.